GENEL FIKRALAR

11– Yalan yarisi
Gecmis bir zamanda padisahin biri "yalan yarisi" acmisti. Kim inanilmasi mumkun olmayan bir yalan soylerse yarisi
 o kazanacak ve padisah tarafindan bin altinla odullendirilecekti. ulkenin en usta yalancilari marifetlerini 
 gostermeye basladilar.
Bir tanesi soyle dedi:
– Padisahim, ben gokyuzune merdiven kurdum. Padisah karsilik verdi:
– Olabilir, mumkundur.
Bir baskasi su palavrayi sikti:
– Padisahim, ben okyanusun uzerine kopru kurdum. Padisah buna da:
– Olabilir, mumkundur, diye karsilik verdi.
Daha bir cok usta yalanci usturuplu yalanlar soylediler. Ama padisah hepsine "mumkundur, olabilir" dedi.
 Hicbirine "olamaz" demedi. Ama akillinin birisi padisahi kendi silahiyla tongaya dusurdu:
– Padisahim, sizin merhum pederinizin, benim merhum pederime bin altin borcu vardi, deyince padisah yerinden firladi:
– Olamaz, dedi.
Boylece adam yarisi kazanmis oldu.

2– Konusan esek
Adamin birinin yolda otomobili bozulmus, dag basinda ortada kalmis. Acmis motor kapagini, arizanin nerede oldugunu
 anlamaya calisiyor, birdenbire arkasindan bir ses gelmis:
– Platine bak meme yapmistir!
Donmus bakmis bir esek; Baska da kimseler yok, afallamis. saskin saskin bakarken esek tekrarlamis:
– Aptal aptal suratima bakacagina, platine bak diyorum sana, meme yapmistir.
Adam bir esegin konusabilecegine akil erdiremediginden dehsete dusmus ve kacmaya baslamis... Deliler gibi kosarken
 koylunun biri yolunu kesmis:
– Hayrola hemserim, pesine ayi mi dustu? – Ne ayisi yahu arabam bozuldu...
– Eeee?
– Bir esek gelip konustu.
– Ne dedi?
– Ariza platindendir, platin meme yapmistir, dedi. Koylu basini sallayarak:
– Dinleme sen onun lafini... O, otomobil motorundan degil, traktor motorundan anlar! Ukalalik yapmis!

3– Dediklerin dogruysa
Adamin biri, koyden panayira satmak icin bir inek goturmus, tellala vermis... Tellal inegin yularindan tutmus,
 baslamis dolanmaya, hem dolaniyor, hem bagiriyor:
– Bu inek soyludur, bu inek boyludur, cinstir, altmis okka sut verir, alti aylik gebedir!...
Koylu tellalin yanina yanasmis, kulagina egilmis:
– Bana bak! Dediklerin dogruysa, ben bu inegi satmaktan vazgectim...

4– Gevezelik
Bizim basbakanlardan biri cin'e resmξ bir ziyarete gitmis. Aksamleyin onuruna yemek verilmis. Yemek esnasinda 
gunun anlam ve onemini belirten bir konusma yapma sirasi gelince panige kapilmis. Yaninda oturan ABD'den 
getirttigi danismanina donmus:
– Eyvah ne yapacagim? Tek kelime cince bilmem...
– onemli degil efendim. Ellerinizi bacaklariniza bitistirin ve egilerek basinizla selamlayin. Konusma yerine gecer.
Basbakan denileni yapmis. Korkunc bir alkis kopmus. Dis ulkelerde sevilmekten pek hoslanan basbakan, alkisi
 gorunce oturdugu yerden kalkmis, bu kez dort tarafi ayni sekilde ikiser kez selamlamaya devam etmis.
Ancak biraz onceki alkistan eser yok. Bu duruma bozulan basbakan yine danismanina donmus:
– Yahu ne oldu?
– Fazla gevezelik ettiniz, tadi kacti.

5– Ne karisiyorsun
Adamin biri kopeginin tasmasindan tutmus yolda giderken, hoslanmadigi bir komsusuyla karsilasti. Komsu sordu.
– Bu esekle nereye gidiyorsun?
– Yahu bu kopek be. Kopekle esegi birbirinden ayiramiyor musun? diye tersledi.
 
Komsu, aldiris etmeden:
– Ben kopekle konusuyorum. Sen ne diye soze karisiyorsun?!

6– Teselli
Iki kadin basbasa vermis konusuyorlar. Bir tanesi:
– cok uzuluyorum. Kocamin benimle sirf param icin evlenmis oldugunu artik iyice anladim.
oteki teselli etmis:
– Ne diyorsun? Demek gorundugu kadar aptal degilmis!

7– Havlayan kopek isirmaz
Adamin biri arkadasini ziyarete gelmisti. Bahce kapisini acacakken, ilerde havlayan bir kopek gorunce durakladi.
 Bunun uzerine yoldan gecen biri ona: – Korkmayin, dedi. "Havlayan kopek isirmaz."
– Iyi ama ya kopek bu atasozunu bilmiyorsa!

8– Ruzgar azmis
Bir yil once tatil yaptigi Hollanda koyunu cok begenen bir turist bir yil sonra ayni koye gittiginde eskiden uc 
tane olan yel degirmenlerinden sadece birinin yerinde durdugunu, diger ikisinin sokulup yok edildigini gorunce 
rastladigi ilk koyluye sormus:
– Ahbap gecen yil geldigimde burada uc yel degirmem vardi. simdi bir tane kalmis. Acaba diger ikisini niye soktuler?
Sorunun cevabini bilmeyen koylu biraz dusundukten sonra:
– Vallahi beyim, demis; bu yil pek ruzgβrli degildi. Belki de ruzgβr sadece bir degirmeni cevirmeye yetmistir!...

9– Piskince bir cevap
Kadin musteri magazada battaniyeleri gozden geciriyordu. Birdenbire durdu ve tezgβhtara seslendi:
– Siz bu battaniye icin yun diyorsunuz. Ama uzerinde "yuzde yuz pamuk" yaziyor, nasil olur?
Tezgβhtar hic istifim bozmadan:
– Haklisiniz bayan, guveleri aldatmak icin oyle yaziyoruz, dedi.

10– Yanlislik
Patron, sekreterini cagirdi:
– Bu mektupta bir yanlislik var.
Sekreter kiz bakti bakti, yanlisi bulamadi:
– Neresinde efendim?
– Ben, is mektuplarinin hicbirine "Saygideger dostum" diye baslamam. Boyle namussuzlardan dostum yok benim.
– Nasil baslayalim beyefendi?
– "Degerli meslektasim" diye baslayin.

11– Uzunca liste
Adamin birini kuduz kopek isirmis. Ama adam cok ihmalci biri oldugu icin, bugun igne olurum, yarin igne olurum 
derken is isten gecmis. Doktora basvurup da gercegi anlayinca hemen bir kagit kalem isteyip uzun uzun bir seyler 
yazmaya baslamis. Doktor uzun sure beklemis, bir ara dayanamamis sormus:
– Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?
– Vasiyetname falan hazirlamiyorum doktor bey... Ben isiracagim kisilerin listesini yapiyorum...

12– Azrail
Iki kafadar ucaklar hakkinda konusuyorlardi. Biri soyle ahkam kesti:
– Bugun en emin vasita ucaktir. Korkacak hic bir sey yok. Eger zamanin gelmisse ve Azrail seni ararsa, yerde de
 olsan, gokte de olsan bulur...
oteki cevap verdi:
– Iyi ama, ya Azrail canini almak icin bir pilot ariyorsa, ben ne halt edeyim...

13– Beterin beteri
Ilk halki, valinin elinden kurtulmak icin padisaha haber yollamislar:
– Aman padisahim, bizi bu adamin elinden kurtar, hepimizi soyup sogana cevirdi, rusvetinden el aman, gozu doymuyor...
Haber Istanbul'a gidinceye kadar vali tarafindan duyulmus ve sehrin ileri gelenleri vali konagina davet edilmis...
Herkes telas icinde "yine ne isteyecek?" diye konaga gelmis, ama korktuklari baslarina gelmemis, vali herkese 
ikram uzerine ikram, iltifat uzerine iltifat etmis, sonra sofraya oturmuslar, yemisler icmisler, kahveler gelince 
vali usaklarina emretmis:
– su sandigi getirin...
Sandik gelmis, kapagi acilmis, ici altin, gumus, pirlanta gibi degerli seylerle dolu.
Vali sandigi isaret ederek:
– Bakin agalar, beyler! su sandigin dolmasina bir karis kaldi. Sandik doldu mu benim isim tamam! Ama ben gidersem 
yerime gelecek olan vali bos sandikla gelecek, haberiniz olsun, benden soylemesi!

14– Sana dokunmazlar
sakaci tasralinin biri Kayseri'liye sorar:
– Kayserililer esek etinden pastirma yaparlarmis dogru mu?
Kayserili cevap verir:
– Kayseri'ye gidersen, hic merak etme, sana dokunmazlar.

15– Hangisi zor
Albert Einstein'a sormuslar:
– Insanoglu atomu parcalayip nukleer enerji elde etmesini biliyor da, tum insanligi yok edecek nukleer bomba
 tehlikesini neden onleyemiyor?
Einstein'in cevabi soyledir:
– Politika fizikten daha zor ogrenilir de ondan...

16– Yagmurda da giyilebilir.
Kadin, kili kirk yararcasina inceledikten, cekise cekise pazarlik ettikten sonra kaplan kurku mantoyu almaya karar verdi. Yine de, parayi oderken sormadan edemedi:
– Yagmurda da giyilebilir, degil mi? Satici ilginc bir guvence verdi:
– Aman hanimefendi, simdiye kadar yagmur altinda hicbir kaplanin semsiye ile dolastigi gorulmemistir!

17– Yari olu yari diri
Koyluler aralarinda soz birligi etmisler, koyun imamina bir saka yapmayi kararlastirmislar. Numaradan koylunun 
biri olmus, cenazenin yikanmasi icin hocayi cagirmislar. Hoca cenazeyi yikamak icin iceri girmis kapiyi kapamis.
 Yarim saat gecmis... Bir saat gecmis... iki saat gecmis... Herkesi bir merak sarmis...
Her oluyu 15 dakikada yikayip paklayan hocaya ne oldu?
Ikibucuk saat sonra hoca efendi kan ter icinde disari cikmis. Hemen kosup sormuslar:
– Hocaefendi ne oldu? Hoca kizgin:
– Yari olu, yari diri herifleri bana yolluyorsunuz, isini bitirip, ruhunu teslim ettirinceye kadar canim cikti!...

18– Kafadaki centik
Saclari dokulmeye baslayan orta yasli adam, saclarini ustura ile kazitmanin sac dokulmesini onleyecegini duymustu.
 Bir denemek icin berbere gitti. Sirasi gelince koltuga oturdu:
– Aman ustacigim, perdahli bir ustura cek saclarima... Ama az onceki musteride oldugu gibi kesik istemem. Beni
 elaleme rezil etme.
– Siz hic merak etmeyin beyim. O veresiye tras oluyor da, hesap karismasin diye centik attim onun kafaya...

19– Gazetelerin yazdigi
uc soyguncu bankayi soyduktan sonra kacip ormanda bulusmuslar. Biri:
– su paralan sayalim, demis. Ikincisi:
– Bosver yahu, nasil olsa yarin gazeteler yazar, ogreniriz, diye itiraz etmis.
ucuncusu yerinden firlamis:
– Deli misiniz yahu, yarin her gazete ayri ayri seyler yazar, birbirimize gireriz...

20– Kim ole kim kala
Padisaha Hindistan'dan nadide bir kumas gelmis. 
Padisah terzibasini cagirmis:
– Bak, demis, bugun carsamba, cumaya kadar 12 dugmeli bir elbise dikeceksin. Ama dugmeleri altindan olacak. 
Altinlari da sen kaliba dokup yapacaksin...
Terzibasi:
–Ama... diyecek olmus. Padisah kukremis: –Amasi... kellen...
Terzi caresiz evine cekilmis. Eli ayagi titriyormus. Karisi teselli etmis:
– Bak kocacigim, sen su ise bir basla, gerisi Allah kerim... Terzi, once dugmelerden baslamis. Altin dugme dokmek 
icin once civi dokmek, sonra da bunu bukup yuvarlatmak gerekiyormus.
Terzi cuma gunu safak sokerken binbir zahmetle ancak civileri dokebilmis.
Dugme haline getirmeye calisiyorken kapi calmis. Terzi korkudan kirec gibi bir yuz ve titreyen bacaklari ile kapiyi 
acmis:
Karsisinda uc zaptiye:
– Padisah hazretleri dun gece hakkin rahmetine kavustular. Tabut icin altin civi lazim. Sen civileri hazirla...

21– Ne olacak
Adam papagan satin almak uzere bir dukkβna girmisti. Bir ayagina baska, otekine baska kurdele baglanmis bir papagan
 gorerek, magaza sahibine bunun nedenim sordu:
– Sag ayagindakini cekerseniz, "ingilizce", sol ayagindakini cekerseniz "turkce" konusur.
Musteri sordu:
– Ya ikisini de cekersem ne olur? Papagan dayanamayarak l?fa karisti: –Ne olacak, duserim salak...

22– Senin de acelen olurdu
Bir dagin zirvesine konmus iki kartal arkasinda dumandan bir iz birakarak ucan bir jet ucagi gorduler. Kartallardan biri:
– Bunun cok acelesi olduguna dair bahse girerim... otekisi hemen:
– Tabii kuyruk tuylerin tutussaydi, senin de acelen olurdu!

23– En hizli iletisim
Iki bacanak sohbet ediyorlar. Bir ara biri digerine soruyor:
– Bir haberi en kisa zamanda bir yere ulastirmak icin kac
cesit yol vardir?
– uc yol vardir: Telgraf, telefon ve bir kadin...

24– Fark
Televizyon duskunu biri olmus, cennete buyur etmisler. Cennette her sey guzel, duzenli, gurultu patirti yok. 
Bir sure sonra televizyoncunun cani sikilmis, "su cehennemi de bir goreyim" demis.
Alip cehenneme goturmusler, iceri girer girmez bir de ne gorsun... Bir cumbustur gidiyor, eglence girla, sarki,
 calgi, oyun, guzel kizlar... Dunyada gunah namina ne varsa, cehennemde var.
Televizyoncu cennetten vaz gecmis, rica, minnet, yalvar yakar, kaydini cehenneme aldirmis.
Islemler tamamlaninca, bir zebani dusmus onune:
– Gel benimle, yuru!
Iceri girmisler, tam bir cehennem. Atesler, alevler, kaynar kazanlarda kaynayan insanlar... Televizyoncu sasirmis:
– Burasi neresi?!
– Cehennem burasi iste.
– Ya daha once gorduklerim neydi?
– Reklamlari izlediniz!

25– Ne yer ne yedirir
Iki kurt ac kalmis, kivir kivir yiyecek bir seyler ariyor. Biri gormus gecirmis tecrubeli, oteki genc ve acemi...
 Bir kayanin basina geliyorlar, bakiyorlar ki altlarinda kalabalik bir koyun surusu. Genc kurt, yasli olana donup 
 coban kopegini gosteriyor ve:
– Bak dayi, surada bize benzeyen biri var. Gidip ondan iki koyun istesek vermez mi? diyor.
Yasli kurt basini salliyor:
– Sen bilmezsin yegenim, ona koyun iti derler. Kitapsiz, ne yer ne de yedirir!...

26– Buyuyunce esek olursun
cobanin koydeki lakabi "esek"mis. Herkesin dilinde "esek geldi, esek gitti, esek soyle, esek boyle..." 
Karisi bir gun dayanamamis:
– Git agaya yalvar yakar, senin lakabini degistirsin. coban denileni yapmis, sevinc icinde kosarak eve gelmis:
– Degistirdi, degistirdi!
– Ne koydu?
– Artik lakabim esek degil, sipa... Kadin dizlerini dovmeye baslamis:
– Vay basima gelenler, sen buyur yine esek olursun!

27– Selam
Iki hemsehri ayni bolukte askerliklerini yapiyorlar... Yan-yana yurudukleri bir sirada, yanlarindan gecen kamyona 
biri selam durunca oburu soruyor:
– Neden selam verdin?
– Gormedin mi? Kamyonun uzerinde General Motors yaziyordu.

28– Lahana bolunurse
Manava giden musteri tezgahtara rica etmis:
– su lahanayi bolup bana yansini verir misiniz?
– Bolemeyiz, demis tezgahtar.
– Neden bolemiyorsun, nasil olsa kiloyla satilmiyor mu? – Reyon sefimiz izin vermez, bolemeyiz...
– Git kendisine sor bakalim belki izin verir.
Tezgahtar hafif sinirli bir halde, koridorun ucunda oturan sefin yanina yurumus. Musteri de pesinden... Ancak
 tezgahtar musterinin arkasindan geldigini farketmemis. Reyon sefine sormus:
– Dangalagin biri lahanayi kes, yarisini ver diyor, ne yapayim?
Tezgahtar sozunu bitirirken arkasinda birisinin durdugunu hissetmis. Bir de donup bakmis ki musteri kendisini
 dinliyor... Hafif kizararak devam etmis:
– Lahananin diger yarisini da bu beyefendi istiyor!...

29– Satilan sey
Istanbul'a yeni gelen koylu, kuyumcu dukkβninin vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun ciragi, onunla alay 
etmek icin:
– Hemserim, dedi, ne bakiyorsun oyle?
– Hic... Bu dukkβnda ne satilir diye merak ettim de... cocuk guldu:
– Esek kafasi satilir.
–Allah versin... Alisverisiniz yolunda olmali...
– Nereden bildin?
– Baksana, koca dukkβnda seninkinden baska kalmamis!

30– Sonuc
Adamin biri arkadasina dert yaniyordu:
– Sorma basima gelenleri, dedi. Biliyorsun gecen yil trende bir kizla tanismistim. Bana pek yuz vermemisti. 
Ben de her gun kendisine bir kart yolluyordum. Sonunda ne oldu biliyor musun?
– Ne oldu?
– Kiz evlenmeye karar vermis.
– oyleyse tebrikler.
– Yok canim benimle degil. Her gun kapisini calip, benim gonderdigim kartlari goturen postaci ile...

31– Dert olan ruya
Adamin biri psikologa dert yaniyormus:
– Aa beyefendi, her gece ruyamda neler cektigimi, ne ecel terleri doktugum bir bilseniz...
Psikolog sormus:
– Hayirdir insallah! Ne gibi seyler goruyorsunuz ruyanizda?
Aglamakli bir sesle cevap vermis:
– Neler neler... Bir eglencedir, bir samatadir girla gidiyor. Ickiler, enfes yiyecekler, calgi, censi... Her sey...
 Vur patlasin cal oynasin...
Psikolog gulmus:
– Iyi ama beyefendi, daha ne istiyorsunuz iste. Keske ben de her gece boyle eglenceli ruyalar gorsem daha ne isterim ki...
Adam derin bir of cektikten sonra:
– Kazin ayagi hic de sandiginiz gibi degil... Her sey iyi guzel de sonunda butun hesabi hep ben oduyorum...

32– Esegi boyle boyariz
Kayseri'ye yeni gelen yabanci, ayakkabisini boyatirken boyaciya takilmis:
– Siz Kayserililer esegi boyayip babaniza satarmissiniz. Nasil yapilir bu is?
Boyaci, firca sallamayi surdurerek:
– Iste, demis, esegi boyle boyariz biz!

33– Bir mezara iki kisi
Babasi ile kabristandaki yakinlarini ziyarete giden delikanli bir yandan yuruyor bir yandan da mezar taslarini okuyordu.
Bir ara uzerinde "Burada haysiyetli ve durust bir insan, buyuk bir politikaci yatiyor" yazan tasa gozu takilan ve yaziya
 pek bir anlam veremeyen delikanli safca babasina sordu:
– Baba, bir mezara iki kisi birden gommelerinin sebebi nedir?

34– Futbol meraki
Futbol hastasi iki arkadas aralarinda konusurlarken oteki dunyadan soz acilir. Birisi merakla sorar:
– Neyi merak ediyorum, biliyor musun, acaba oteki dunyada da futbol oynaniyor mu?
– Bilmiyorum ama hangimiz once gidersek, bir yolunu bulup digerine haber gonderelim.
Bu sozlesmeden bir iki ay sonra biri olur. Digeri butun uzuntusune ragmen heyecanla haber beklemekten kendini alamaz.
Bir gece yataginda yatarken kendisine seslenildigini duyarak sasinr. Daha sonra arkadasinin sesi oldugunu anlayinca:
– Yahu en sonunda bir haber gonderebildin...
– Evet, sana bir iyi, bir de kotu haberim var. once iyisi: Burada cekismeli bir futbol ligi var. Her pazar
cennet-cehennem maci yapiyoruz.
– cok sevindim, peki kotu haber ne?
– onumuzdeki pazar gunku mac icin cennet takimi kadrosuna alindin...

35– "Oh" deyince...
Koylu, hayvan panayirindan esek aliyormus. Satici, eseginin "erdemlerini" sayip doktukten sonra:
– Ufak bir kusuru vardir, demis. Deh'den, cus'den anlamaz. Deh yerine "oh", cus yerine "com" diyeceksin.
Koylu:
– Ben de oyle derim, deyip esegi almis.
Koyune donerken, satin aldigi esege binmis. "Oh" dedikce esek hizlamyormus. Hizla yol alip bir ucuruma
 yaklasmislar. Az otesinde ucurumu goren koylu esegi durdurmak icin ne diyecegim bir turlu aklina getirememis.
  Tam kiyiya varmislar... Esek bir adim daha atsa, asagi yuvarlanip parca parca olacaklar...
Tam o anda kelimeyi hatirlayip:
– com! demis. Esek durmus.
Koylunun sevincine diyecek yok. Rahat bir nefes alip:
– Oh! deyivermis!

36– Pirenin olusu
Musteri otelciyi cagirdi, duvari gostererek:
– Hani odalarimiz temizdir, demistin. Hani pire falan yoktu. Bak suraya...
Otelci egilip dikkatle bakti:
– Evet haklisiniz. Ama o pire olu.
Bu cevap karsisinda musteri boynunu buktu, otelci de isinin basina gitti.
Ertesi sabah otelci sordu:
– Nasil rahat uyudunuz mu?
– Valla uyuyabil seydim belki rahat ederdim ama... Sizin su olu pire yok mu birader...
– Ne olmus olu pireye?
– Siz hakliymissiniz. Gercekten oluymus o pire... Ama cenaze toreni o kadar kalabalik oldu ki. Esi, dostu,
 akrabasi, butun pireler hazirdi torende...

37– Masallah ne cabuk buyumus
Adamin biri Mahmutpasa'dan aldigi tisortu cocuguna giydirdi. Eminonu'ne dogru yuruduler. Biraz sonra yagmur basladi.
 Yagmurdan islanan tisort hemen cekti, neredeyse bir avuc bir sey oldu. Adam cocugu elinden tutup yeniden Mah–mutpasa'ya
  getirdi. Saticinin yanina yaklasti, tisortu isaret etti:
– Tanidin mi? Satici piskin:
– Masallah masallah! dedi. Ne de cabuk buyumus, delikanli olmus masallah!

38– Bes kurusu yok
Damat adayi, kayinpeder, kayinvalide ve mustakbel esi ile birlikte otururken, evin kucuk oglu cikageldi.
 Enistesi olacak gence:
– Amca, diye seslendi. Bir on liraniz var mi?
Genc damat adayi, derhal cebinden bir on liralik cikarip, kucuk cocuga verdi. cocuk tesekkur ettikten sonra,
 babasina donup:
– Babacigim bak, dedi. Bir de bu amca icin bes kurusu yok, ben o adama kiz vermem, diyordunuz...

39– Rusvet
Devlet dairesindeki isi bir turlu gorulemiyordu. Sonunda arkadaslari, gorevli memura rusvet vermesini onerdiler.
 O da bir miktar parayi bir kitabin icine koyarak memura gitti ve:
– Bos zamanlarinizda okursunuz, diye uzatti.
Ertesi gun ugradiginda isinin yine hallolmadigini gorunce, biraz saskin, biraz sinirli sordu:
– Neden olmadi isim?
– Dun verdiginiz kitaba oyle daldim ki, bir turlu hazirlayamadim!
– Peki simdi ne bekliyorsunuz?
– Kitabin ikinci cildini!

40– Firsat
Otomobille yolculuga cikan kari–koca, bir dalginlik sonucu ucuruma yavarlanmis. Tesadufen oradan gecen bir
 doktor baygin halde yatan kadini tokatlayarak ayiltmaya calisinca kocasi dayanamamis:
– Aman doktor, bu isi bana birak, tam 20 yildir bu firsatin hayaliyle yasiyorum, demis.

41– Munasebetsizlik
Padisah, adini sikca duydugu Munasebetsiz Mehmet Efendiyi cagirtti:
– Senin munasebetsizliginden cok soz ediliyor. Goster bakalim munasebetsizligini!
Mehmet Efendi:
– Ferman padisahimmdir, dedi. Bir munasip zamanda gosteririm efendimiz.
Etek optu, huzurdan ayrildi.
Birkac ay sonra... Padisah yeni bir seferin hazirliklarini yapiyordu. Tel?sindan sagini solunu gormuyor,
 yemek yemeyi bile unutuyordu. Sarayin merdivenlerinden cikarken arkadan birisi yaklasti, buduna bir cimdik atti.
Padisah ofkeyle geri donunce, Mehmet Efendi:
– Afedersiniz padisahim, dedi. Sizi sultan hanim sandim!
– Vay!... ozurun kabahatinden buyuk! Tez celladi cagirin!
– Efendimiz bana bir munasebetsizlik gostermemi buyurmustunuz, ben de "bir munasip zamanda" demistim. 
Iste sozumu tutup munasebetsizligimi gosterdim, hasmetl?m.

42– Intihar
Balikcinin biri deniz kenarinda oturuyordu. Birden ya–nibasinda yuzu sapsari biri belirdi. Hayattan umidini
 kesmis gibi gorunuyordu. Gitti kendisini denize atti. Balikci hemen ardindan denize dalip genci cikardi.
Adamin ilk sozu:
– Neden kurtardiniz beni? demek oldu. "Ben intihar etmek istiyorum..."
Ve bu sozlerin ardindan yine kendini denize atti. Balikci d? ardindan atladi ve adami kiyiya cikardi.
 Sonra ucuncu dalis ve kurtaris...
Bunun uzerine genc adam kiyidan uzaklasti, cebinden bir ip cikardi, ilerdeki bir agacin dalina dolayip 
kendini asti. Fakat bu sefer balikci kilini bile kipirdatmamisti. Bu olanlari goren biri sordu:
–Anlayamadim... Az once uc kez kurtardiniz genci. simdi kimildamadiniz bile... Neden?
– Adam sirilsiklam islanmisti... Ben kendini kurutmak icin ipe asiyor sanmistim...

43– Yuzme dersi
Gorevli memur, kiyida balik avlayan adama yaklasti:
– Gormuyor musun, levhada ne yaziyor? "Burada balik avlanmaz."
– Gordum... Gordum ama, ben balik tutmuyorum ki...
– Yok canini... Nedir o elindeki peki?
– Kamis...
– Ya ucundaki? –Kil...
– Peki, onun ucundaki? –Igne...
– Ignenin ucundaki?
– Solucan...
– Be birader, balik tutmuyor da ne yapiyorsun simdi?
– Solucana yuzme ogretiyorum tabii ki!...

44– carpik fotograf
Avrupa gezisine cikan adam, donusunde, cesitli yerlerde cektirdigi fotograflari karisina gosteriyordu. 
Sira Piza Kulesi onunde cektirdigi fotografa gelmisti. Kadin bakti bakti, sonra:
– Anlasilan yine epey cakirkeyifmissin, dedi.
– Nereden cikardin bunu?
– Baksana ne bicim carpik duruyorsun?

45– Kim hakh
Trafik kazasina sebebiyet verdigi icin yargilanan sofor, hβkime:
– Hβkim bey, dedi. Benim bu kazada hic sucum yok. Ben 10 yillik soforum.
Kazaya ugrayan yaya derhal atildi:
– Ama hβkim bey, ben de 45 yillik yayayim. Herhalde ben de meslegimi biraz bilirim?

46– Bir gecede yapilmis
Bir Amerikali Fransa'nin baskenti Paris'i geziyordu. Bir taksi kiralayarak sofore baslica gorulecek yerleri 
dolastirmasini soyledi. "Zafer Taki" yanindan gecerlerken Amerikali sordu:
– Nedir bu?
– Zafer Taki.
– Ne kadar zamanda yapildi bu?
– Otuz senede. Amerikali ukalaca:
– Amerikada olsa iki senede bitirirlerdi.
Biraz sonra Eyfel Kulesi yakinindan geciyorlardi. Amerikali tekrar sordu:
– Eyfel Kulesi dedikleri bu mudur?
– Evet efendim.
– Ne kadar zamanda yaptilar bunu?
– Birkac senede.
Amerikali yine ayni ukalaca tavir icinde:
– Amerikada olsa iki ayda yaparlardi.
Bir muddet sonra Notre-Dame Katedralinin onune gelmislerdi. Amerikali yine sordu:
– Nedir bu kilise? sofor:
– Bilmem, dedi.
– Nasil olur?
– Nasil bileyim, dun buradan gectim, bu bina yoktu. Herhalde gece cirpistirmis olacaklar!

47– Bana da mi lo lo lo?
Sanik kesinlikle ceza yiyecekti. Avukat " Ben seni kurtaririm" diyerek buyuk bir ucret karsiliginda davayi 
ustlendi. Sonra sanigi karsisina aldi:
– Yargic ne derse desin, ne sorarsa sorsun, "lo lo lo" dan baska soz soylemeyeceksin.
Durusma saati geldi, yargic saniga sordu:
– Adin ne?
– Lo lo lo.
– Soylesene be adam!
– Lo lo lo.
– Kac yasindasin?
– Lo lo lo.
– Yahu burasi mahkeme. Cevap ver!
– Lo lo lo.
Bu esnada sanigin avukati yerinden kalkti.
– Goruyorsunuz sayin yargic, muvekkilim zararsiz bir delidir. Ceza sorumlulugu yoktur.
Yargic savunmayi hakli bularak sanigin ceza sorumlulugu olmadigi yolunda karar verdi.
Durusmanin ertesi gunu avukat, saniktan ucretini istedi. Hapisten kurtulan adam yine mahkemedeki tavrini takindi.
– Lo lo lo.
– Dostum, mahkeme sona erdi, kendine gel. sakayi da birak.
– Lo lo lo. Avukatin tepesi atti:
– Senden parami istiyorum be adam! Bana da mi lo lo lo?

48– Yolcunun inadi
Yatakli vagon yolcusu, tren gorevlisini cagirarak Lyon'da kendisini uyandirmasini istedi.
– Uykum cok agirdir. Uyanmazsam bir iyice sarsin, yine de kalkmazsam bavulumla birlikte trenden atin beni.
 Zahmetinize karsilik su yuz franki veriyorum.
Gorevli tesekkur edip gitti, yolcu uyudu. Uyaninca Lyon istasyonunu coktan gecmis olduklarini farkederek 
gorevliyi cagirdi:
– Aksam konusmamis miydik? Beni niye uyandirmadiniz?
– Bir sey istemememistiniz ki benden.
– Bir yolcunun size yuz frank verdigini, Lyon istasyonunda zorla uyandirilmak istedigini unuttunuz mu yani?
– Unutur muyum? O yolcu beni ne kadar ugrastirdi... "Ben Marsilya'da inecegim" diye direniyor, bagirip cagiriyordu.
 Onu tren kalkarken, bavuluyla birlikte guc bela trenden attim!

49– Uyanik gazeteci
Maden kuyusunda yuzlerce iscinin hayatina mal olan infil?k haberi gelir gelmez Newyork'un sansasyonel haber pesinde
 kosan en buyuk gazetelerinden biri, kaza mahalline derhal acikgoz muhabirini yollar. Muhabir, ucakla bir saat icinde 
 olay yerine yetismis, hemen kollari sivayarak kurtarma ekipleriyle kuyuya inmis, gorulmesi gereken her seyin resmini
  cekmis, birkac saat sonra da gazetesine ilk haberi ulastirmisti. Fakat okuyucularin duygularini tahrik icin biraz da
   edebiyat yapmak istemisti:
– "Korkunc facia sahnesine hβkim olan tepenin ustunde, bu aksam, Tanri mahzun mahzun oturmus bu acikli manzarayi
 seyrediyor."
Biraz sonra muhabire gazetesinden su haber iletilir:
– Kazayi birak. Derhal tann ile mulakat yap. Mumkunse fotograf al.

50– Gozluk lβzim
Adamin biri paldir kuldur yazihaneden iceri girmis:
– Aman doktor bey, gozunuzu seveyim yardim edin bana, midemde siddetli bir sanci, yanma var, geceleri gozume uyku 
girmiyor. Ne yapmami tavsiye edersiniz?
– oncelikle sigarayi ve alkollu icecekleri birakin. Fazla yagli yemeyin. Kizartmalardan uzak durun ve en onemlisi
 kendinize hemen bir gozluk alin.
Adam saskinlik icinde:
– Her sey iyi de doktor bey, anlayamadigim bir sey var, mide agrisiyla gozlugun alβkasi ne?
– Alβkasi olmaz olur mu beyefendi? Ben avukatim, doktorun muayenehanesi ust kattadir.

51– Kus
Adam, sirk mudurunun odasina girerek is istedi.
– Ben cok guzel kus taklidi yapabilirim. Istersiniz beni bir deneyin.
Sirk muduru orali olmadi.
– O da bir sey mi sanki, dedi. Herkes kus taklidi yapabilir.
Adam ne kadar ugrastiysa bir turlu razi edemedi. En sonunda da sinirlendi, dayanamadi penceriyi acti ve ucup gitti.

52– Esek demenin yolu
Hazir cevap adamin biri ayagina basan kadina "esek" dedigi icin yargilanmisti. Durusma sonunda yargic adama karari okudu:
– Alti ay hapis cezasi verdim, cezani paraya cevirdim, dedi.
Sanik sordu:
– Peki sayin yargic, bir esege "hanim" desem yine suc olur mu?
Yargic kisa kesti:
– Olmaz.
Sanik, davaci kadina dondu:
– Iyi gunler, hanim!

53– Yiyip bitirmesin
Hans Muller, Orta Afrika'da avlanirken yamyamlarin eline dusmus. Goturup kabile cadirlarinin ortasindaki 
kazana atmislar. 
Icine biraz sebze, patates ve ot koyup, yavas ateste pisirmeye baslamislar. Basina da genc bir yamyami dikmisler.
 Yamyam asci yamagi elindeki kepceyle ikide bir "tak" diye Hans'in kafasina vurup duruyormus.
Bu durumu goren kabile reisi cadirindan bagirmis:
– Oglum sen deli misin? Yazik degil mi adama! Ne diye kepceyi kafasina vurup duruyorsun?
Genc yamyam, kepceyi kafaya taklatirken cevap vermis:
– Ne yapayim efendim, bu acgozlu herif kazandaki butun patatesleri yiyip bitirecek!

54– sehadet
Bizim Turklerden biri Almanya'da issiz kalmis, aramis taramis uygun bir is yok! Bir hemsehrisi haber vermis:
– Sirkten adam ariyorlardi, git bir bak!
Bizimki sirke muracaat etmis. Sirk muduru sormus:
– Ne is yaparsin?
– Ne is olsa yaparim...
– Bizde bir is var amaaa... Bilmem yapar misin?
– Ne is olsa yaparim dedim ya!
– Maymun olacaksin! Bizimki sasirmis:
– Nasil oIacak bu is?
– Biz seni maymun kiligina sokacagiz, sen seyircilerin arasinda dolasip onlari eglendireceksin.
Bizimki dusunmus, tasinmis, ac dolasmaktansa kabul etmis.
Ise baslamis, maymun kiliginda piste cikiyor, seyircilerin arasina giriyor, kadinlari, cocuklari korkutuyor...
 Kisacasi hem eglenip hem de para kazaniyormus. Bir gun yine maymun kiliginda sirkte dolasirken karsisina bir
  aslan cikmis.
– Eyvaaah, demis icinden. Kafesten kacti bu galiba... simdi ben ne yapacagim?
Aslan bir adim atmis, bizimki maymun kiliginda adim gerilemis. Aslan geliyor, bizimki geri geri gidiyor.
 Sonunu koseye sikismis kalmis, kacacak yer yok. Aslan dupeduz kendisini yiyecek, hem de maymun kiliginda... 
 Kurtulus yok...
Bari imansiz gitmeyeyim diye yuksek seksle kelime-i tevhid getirmis:
– La ilahe illallah... Aslan karsilik vermis:
– Muhammeden rasϋlullah...

55– Siz de yalan soyleyin
Meshur Amerikali mizahci Mark Twain bir ziyafette bayanin birini sofraya dogru goturuyormus. O gun fevkalβde 
neseli olan Mark Twain, kadina:
– Ne kadar guzelsiniz, demis. Bayan:
– Maalesef ayni komplimanla size cevap veremeyecegim, deyince, Mark Twain gulerek su cevabi vermis:
– O halde sayin bayan, siz de benim yaptigimi yapin! Yalan soyleyin...

56– Kirk haramiler
Adam, arkadasina dert yaniyordu:
– Sorma basima geleni: Bizim hanim ucuz dogurmasin mi? Ona her zaman soylerdim, su "uc Silahsorler" romanini 
okuya okuya bir gun ucuz doguracaksin diye...
Arkadasi:
– Eyvah yandik! diye bagirir.
– Ne oldu yahu?
– Daha ne olacak! Bizim hanim da bir kac gundur "Kirk Haramileri" okuyor!

57– Milyarder taklidi
Is arayan bir adam gazino mudurunun odasina girdi:
– Ben muthis taklit yaparim efendim, gerceginden ayirt edemezsiniz... Bakin simdi bir Demirel taklidi yapayim,
 der ve tipkisinin aynisi dedirtecek kadar Demirel taklidi yapar.
Daha baska taklitler de yapar, hunerini kanitlar. Haftada 1000 dolar uzerinden anlasirlar.
Adam hafta boyunca hunerini gosterir ama hafta sonunda mudur sadece 100 dolar verir.
Taklitci adam:
–– Aman patron simdi ben ne yaparim? Otel kirasi, yemek parasi, karimin masraflari...
Mudur:
– Vallahi isler cok kotu gitti. O kadar iyi taklit yapiyorsun ki simdi de biraz milyarder taklidi yap idare et...

58– Sonradan gorme
Yeni zenginlerden biri gosteris maksadiyla birseyler almak uzere bir antikaci dukkanina girmisti. Esyalar 
arasinda dolasirken duvarda vazoda cicekleri gosteren bir naturmort gorerek sordu:
– Bu nedir?
Antikaci yuzunde iftiharli bir gulumseyisle cevap verdi:
– Bir Van Gogh efendim.
Gobekli musteri, resme bir daha bakarak: –Ya! Halbuki ben menekse sanmistim!...

59– Yanlis kapi
Kabadayi bara girdi, barmenin yanina giderek:
– Ilaniniz uzerine geldim, dedi. Burada hir cikmasina engel olacak birisini ariyormussunuz.
– Ariyoruz. Siz daha once boyle bir iste calistiniz mi?
– calismadim ama, sizi ikna edebilirim. Bakin simdi... Karsi masaya gitti, orada tek basina oturan adami
 pataklayip disari attiktan sonra geri geldi:
– Nasil buldunuz?
– Guzel. Ben cok begendim. Ama patronla gorusmeniz gerekiyor.
– Nerde patron?
– Kapinin onunde. Biraz once patakladiginiz adam.

60– Ac sor
Bir resmξ dairede iki mudur, birbirlerine odacilardan dert yaniyorlarmis, sonunda hangisinin odacisi daha aptal,
 diye iddiaya tutusmuslar...
once biri zile basmis, odaci girmis:
Mudur:
– Al su ellibin lirayi, bana son model bir araba al gel! Arkadan diger mudur, kendi odacisini cagirtmis:
– Git bizim eve, bak bakalim, ben evde miyim, degil miyim, ogren!
– Bas ustune efendim.
Iki odaci kapida karsilasmislar; birbirlerine dert yanmaya baslamislar:
– Yahu benim mudurum cok aptal, bana elli bin lira verdi, git bir araba al gel, dedi. Bugun tatil, her yer kapali,
 nereden alacagim?
Diger odaci basini uzuntulu sekilde basini sallamis:
– Sorma birader, benimki seninkinden daha aptal! Git eve bak bakalim, ben evde miyim, degil miyim, ogren, diyor.
 Be aptal adam, onunde telefon var, ac sor!

61– Vatan topragi
Acemi erler, cavusa:
– Biz bu corbayi yiyemiyoruz komutanim, ici kum dolu, dediler.
cavus ofkelendi:
– O nasil soz? Buraya yemek begenmeye mi geldiniz? Buraya, vatan topragini korumaya geldik hepimiz!
Erlerden biri atildi:
– Ama bu gidisle korunacak toprak kalmaz. Vatan topragini yemis bitirmis oluruz.

62– Sutteki su
Musteri, pastanede kahvalti yapiyordu, garsona. – Bu sut cok sulu, diye cikisti.
– Haklisiniz, diye cevap verdi garson. Biliyorsunuz son gunlerde havalar cok sicak. Inekler cok su iciyorlar...

63– Neyi savunacak
Adamin biri, kafayi cekip ortaligi birbirine katmis, yakalamislar, is mahkemeye intikal etmis. O gun son savunmasi
 yapilacak, mahkeme karar verecek... Mubasir adini okuyunca adam hβkime mazeret beyan etmis:
– Efendim avukatim gelmedi? Hβkim dosyaya bakip, basini sallamis:
– Evladim, sen karakolda ifade vermissin, savcilikta da ayni seyleri soylemissin, burada da ilk ifadeni kabul 
etmissin, sahitler dinlendi, onlara da itiraz etmemissin, avukatin gelip neyi savunacak?
Adam boynunu bukmus:
– Ben de onu merak ediyorum ya, hβkim bey!

64– canak ugruna
Antikacilikla ugrasan bir uyanik bir koyden gecerken koy evinin onunde antika degeri hayli yuksek bir canak gordu.
 Biraz oyalaninca, bunun kopege su vermek icin kullanildigini anladi.
canagi satin almak istedigini soylese olmazdi. Bu yuzden, kopege kaninin kaynadigini soyledi ve sordu:
– Bu cici comari bana kaca satarsiniz?
Koylu epey nazlandiktan sonra yuksek fiyatla kopegi satti. Antikaci, onu arabasina gotururken:
– su canagi da alalim, dedi. comari susuz birakmayalim. Koylu hemen karsi cikti:
– Onu veremem.
– Neden?
– O canak sayesinde burada bir suru kopek sattim. Daha once de bunun iki kardesini yine bu canak sayesinde sattim.

65– Caka satarken
Caka meraklisi bir kadin, hizmetcisine soyle tembihte bulunur:
– Misafirlerin yaninda senden bir sey istedigim zaman o sey bir tane olsa bile, yine bana "hangisini efendim?"
 diye soracaksin.
Bu tembihten sonra evde misafir bulundugu zamanlarda, hanim hizmetciye seslenir:
– Kiz Ayten! Git kurkumu getir, dedi mi; hanimin bir kurku oldugu halde hizmetci:
– Hangisini efendim? diye sorar. Hanimdan cevap aldiktan sonra kurku getirir.
Yine bir gun hanim, kapinin onunde misafirlerini ugurlarken hizmetciye seslenir:
– Kiz Ayten, cabuk kocami cagir, misafirler gidiyor, o da ugurlasin.
Hizmetci aliskanlikla sorar:
– Hangisini efendim?

66– Kimildamadi bile
Iskocya'da adamin biri kaldirimda yururken aniden yere yikilir. Yoldan gelip gecenler hemen kosusurlar, 
biri yakindan ilgilenir ve:
– olmus, der.
Oradaki kadinlardan biri:
– Fakat, bayim, siz nabzina bakmadiniz bile, diye bagirinca:
– Gereksiz, der adam. Elimi cebine soktum, o hic kimildamadi bile...

67– Kiliseden ciksinlar hele
Buyuk ressam Brughel'e bir tablo siparis edilmisti. Ressam romantik cizgileriyle bir sehir peyzaji cizmis,
 icine hicbir insan koymamisti. Siparisi veren musteri tabloyu almaya geldiginde, resme soyle bir baktiktan 
 sonra kendi kendine bastan savma bir sey oldugunu dusundu.
sasirmis bir eda ile ressama sordu:
– Ustad, galiba sokaga insanlari koymayi unuttunuz? Ressam hic istifini bozmadan:
– Hayir unutmadim. Pazar gunu oldugu icin butun halk su gordugunuz kilisenin icindedir.
Musteri ondan daha baskin cikarak:
– Ya, oyle mi? O halde kiliseden hele bir ciksinlar, o zaman resmi almaya gelirim...

68– O kadar agir miymis?
Adamin biri uzun zamandir gorusmedigi bir arkadasina ayakustu anlatiyordu:
– Sorma birader bir ameliyat gecirdim, apandisitim alindi, Allah seni inandirsin tam yirmi kilo verdim.
–Vay canina! Apandis denilen seyin bu kadar agir oldugunu kirk yil dusunsem aklima gelmezdi!
69– cagir Istakozunu
Gunesli bir gunde kucuk bir cocuk, kopegiyle bogazda kiyida dolasiyordu. Kopek, ici istakoz dolu bir sepete dogru yurudu,
 basini soktu. O anda kulagina bir Istakoz yapisinca havlaya havlaya uzaklasmaya basladi. Aci aci uluyordu.
Denizden Istakozlari cikaran balikci, cocuga:
– Hey kucuk, dedi, kopegini cagir da gelsin!'
– Ben neden cagiracakmisim. Sen kendi istakozunu cagir!

70– Tas
olum dosegindeki adam, yegenini yanina cagirdi:
– Senden baska kimsem yok... Bes milyon liram yastigin altinda duruyor. O parayi alir gorkemli bir tas yaptirir,
 ustune adimi yazdirirsin. Arasira da ziyaretime gelirsin.
Adam oldu, yegen bir pirlanta yuzuk alarak parmagina takti.
– olunun vasiyeti boyle mi yerine getirilir? diyenlere su karsiligi veriyordu:
– "Tas al" dedi, en pahalisindan aldim. "ustune adimi yaz" dedi, yazdirdim...
– Tas, mezara dikilir.
– Be yle degerli tas calinmaz mi? Tasin yanina bir de bekci mi oturtalim yani? Tas parmagimda olursa, amcami
 her gun anarim. Mezarlikta olursa, yilda bir ya giderim ya gidemem...

71– Sana mi benzeyeyim
Bir buldok kopegi dolasmaya cikmisti. Caddeden gecerken bir apartmanin ucuncu katinda bir kurt kopeginin asagi
 baktigini gordu. Bunun uzerine:
– Asagi insene arkadas! diye yukariya dogru, kurt kopegine havladi.
Yukaridaki karsilik verdi:
– Imkβnsiz kapiyi ustume kilitlediler... 
– oyleyse atla asagi.
– O kadar akilsiz mi zannettin beni? Sana benzemek ister miyim hic...

72– Tasarruf tedbirleri
Ekonomik bir krize giren firma yoneticileri, personel arasinda bir yarisma actilar. Buna gore sirketin masraflarinda 
kisinti saglayan projenin sahibine 2 bin dolar ikramiye odenecekti. cesitli projeler arasindan dusuk gelirli bir memurun
 projesi begenildi. Memur onerisinde soyle diyordu:
– Bir dahaki sefere, bu tip yarismalarin birincisine sadece bes yuz dolar ikramiye odensin!

73– Kravat benim.
Evin beyi, hizmetciye cikisti:
– Gordum... Nisanlin yine evin etrafinda dolasip duruyor. 
– Ama efendim. Siz nisanlimi nereden taniyorsunuz?
– Nereden olacak. Kravatimdan...

74– Berber misiniz? 
Odada misafir oturuyordu. Bir ara evin kucuk kizi misafirlerin yanina gelerek:
– Amca siz berber misiniz? diye sordu.
– Yooo, hayir...
– Demin babam "yine tras etmeye geldi" dedi de...

75– Ugursuzluk kimde?
Emevi hukumdarlarindan Abdulmelik'in oglu, ava giderken rastladigi tek gozlu adami yakalattirip suyu cekilmis
 bir kuyuya kapattirdiktan sonra:
– Bugun avda kismetimiz bol olursa serbest birakacagim bu adami, demis. Ama avlanamazsak, onumuze cikisini 
ugursuzluk sayip basini kestirecegim.
Bol bol avlanmis ve donuste adami kuyudan cikarttirmis. Adam, sehzadeye donmus:
– Beni ugursuz saydiniz ama, ugursuz olmadigim anlasildi. Bense kendi yolumda giderken, kimseye bir zararim
 yokken, gun boyu kuyuda hapis kaldim, olum tehdidi altinda yasadim. simdi siz soyleyin: Ugursuzluk bende mi, 
 sizde mi?

76– Kandirmaca
Kucuk Ahmet'in annesi bebek beklemekteydi. Babasi, onu bu duruma alistirmak icin bir gun:
– Farkinda misin oglum? dedi. Annen bu gunlerde oldukca sismanladi...
– Evet farkindayim...
– Eee, belki bugunlerde postaci sana bir hediye getirir... cocuk bir an sevindi, sonra uzulerek:
–Insaallah annem ogle uykusunda oldugu zaman gelmez,
dedi.
– Niye oglum?
– Uykudayken kapi calinirsa belki korkar. Biliyorsun hamile!...

77– Ince espri
Meslekte yeni bir gazeteci, meslektasina soyle yakiniyordu: 
– Kalemin kilictan daha guclu oldugunu soyleyen Richelieu keske makas'i da azicik ovseydi. Zira yazi 
isleri mudurunun
makasi, kalemden de kilictan da daha guclu...
78– Benim adetim de boyledir
Bir gun Arap βlimlerinden Cβhiz'a bir kisi gelip bir tavsiye mektubu rica etti. Cβhiz, bir seyler karalayarak kagidi
 zarfa koydu, zarfin agzini muhurleyerek adama verdi.
Odadan ciktiktan sonra mektupta ne yazildigini cok merak eden adam dayanamayarak zarfi acti ve sunlari okudu:
"Bu mektubu sana getireni tanimam. Tavsiye icin de bir sebep gormem. Sirf basimdan savmak icin bu kagidi yazdim. 
Dilegini yerine getirirsen memnun olurum, dilegim yerine ge–tirmezsen mahzun olmam."
Bu satirlari goren adamcagiz fena halde kizarak geri doner ve Cβhiz'a cikisir:
– Boyle bir tavsiye yazacagina hic yazmasaydin, olmaz miydi?
Cβhiz:
– Adetim boyledir, ben tavsiye mektubu yazdim mi boyle yazarim, bunu butun dostlarim bilir, deyince adam C?hiz'in
 yuzune tukurur ve:
– Benim de βdetim boyledir, boyle tesekkur ederim, butun dostlarim bilir, der.

79– Yuz akiyla verilen hesap
Koylunun biri, hacca giderken yuz koyundan olusan surusunu cobana emanet etmis.
Hac donusunde cobani koy yolunda yemek yerken bulmus, yanina yaklasmis. Hos besten sonra koyunlarini sorunca, coban:
– Hic sorma aga, demis. Sen gittikten sonra bir gok gurledi, bir simsek cakti... Doksaninin odu patlayiverdi.
 Kaldi mi onu?
–Yaa?...
– Buyuk toklu kendini kayadan atti, besi de onun ardindan gitti... Kaldi mi dordu...
– Eee?
– Birini sattim kasaba, birini sayma hesaba... Dun oldu birisi, bu da bugunkunun derisi... coban, yeni yuzulmus
 bir koyun postu gostermis.
Tam o sirada Haci, cobanin onundeki yogurt bakracini adamin basina gecirivermis.
coban, yogurda bulanmis bembeyaz yuzunu gostererek:
– Iste aga, demis, yuzunun hesabini da yuz akiyla verdim!

80– Kazak koca
Kadin giyinmis, sokaga cikacagi zaman, kocasi nereye gidecegini sordu. Kadin kizgin: 
– Nereye istersem oraya!
– Peki ne zaman doneceksin?
– Sana ne canim, ne zaman istersem o zaman donerim! Erkek boynu bukuk cevap verdi:
– Onu bunu bilmem, ortaligi toplaymcaya kadar donmezsen, ben de ne camasirlari yikarim, ne de bulasiklari...

81– Insaf
Yoksul Bektasi yakindaki hamama gider, yikanip cikar, parasi olmadigi icin de yikanirken bir esyasinin calinmis 
oldugunu soylermis. Bu yuzden hamamciyla cekisir, para vermeden cikar gidermis. Bir gun hamamci:
– Baba, demis, istedigin zaman gel yikan. Para da verme. Ama bir seyinin calindigini soyleme. Musteriler bu sozune 
inanabilirler.
Bektasi eyvallah deyip gitmis, zaman zaman gelip yikanmaya devam etmis.
Bir gun hamamci, bektasinin bohcasinda bir tek donunu biraktirmis, onun disindaki camasirlarini saklatmis. Bektasi 
hamamdan cikinca donunu giymis, sonra hamamcinin karsisina gecip durmus:
– Soz verdim. Bir seyim calindi demeyecegim. Ama sen de insaf et. Ben hamama bu kilikta mi geldim?

82– Kral kitligi
Ingiliz Krali, vilβyetlerden birinde seyahat ederken, yolu bir koye dustu. Mutevazi bir handa geceledi. Yemek olarak 
da buldugu dort yumurta ile karnini doyurdu. Hesabini sorunca, kendisinden on altin istediler.
– Aman! dedi. Burada yumurta kitligi mi var?
Han sahibi cevap verdi:
– Hayir hasmetlim, yumurta boldur ama, kral kitligi var...

83– Kayip sayilmaz
Kucuk afacan babasina soruyor:
– Babacigim, insan bir seyinin nerede oldugunu bilirse o sey kayip sayilmaz, degil rni?
– Kayip sayilmaz oglum.
– Ohhh cok iyi babacigim. Biraz once saatimi denize dusurdum de... 

84– Tele-velet
Kadin hastalanmis, grip olmustu. Iki gunde iyilesip kalkti ama, sesi acilmadi bir turlu...
 Yataktan kalktigi gunun aksami eve donen kocasi, kapida kendisini karsilayan kucuk cocuguna sordu:
– Annen nasil?
Televizyon meraklisi yavru guldu:
– Goruntu iyi ama ses parazitli...
(Halit Kivanc'tan)

85– Borcun vadesi
Iyi yurekli bir vezir, yoksul ve muhtaclara devlet hazinesinden borc para veriyordu, borc alanlar:
– Bunu ne zaman geri odeyecegiz? diye sorduklarinda,
– Padisahimiz olunce odersiniz, diye cevap veriyordu. Bu duruma sahit olan birisi bir gun padisaha:
– Efendimiz, sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaclara borc para veriyor, vadesini de sizin 
olumunuze bagliyor. Demek ki niyeti kotu, sizin bir an once olmenizi istiyor, siz olunce de paralari
 zimmetine gecirecek, diye gammazladi.
Bu gammazlik uzerine padisah vezirinden suphelenmeye basladi. Vezirim huzuruna cagirip soylenenlerin 
dogruluk derecesini ve maksadinin ne oldugunu sordu. Vezir siradan bir vezir degildi. Zekβsi ve uyanikligi
 dillere destandi. Padisahi yatistiran ve yuregini ferahlatan su aciklamayi yapti:
– Soylenenler dogrudur. Ben hazineden muhtaclara borc para veriyor, vadesini de sizin olumunuze bagliyorum.
 Ama bunu sizin olmenizi degil, tersine cok yasamanizi istedigim icin yapiyorum. Bilirsiniz ki, her borcluya 
 borcunun vadesi kisa gelir, vade dolmasin diye dua eder. Bu demektir ki borclarini siz olunce verecek olanlar,
  borclarinin vadesi dolmasin diye sizin olmemeniz icin dua edeceklerdir. Allah katinda en makbul dualardan 
  biri de borc altindaki kullarinin duasidir. Benim de maksadim omrunuzun uzunlugu, saglik ve afiyetinizdir.

86– Ne luzum var.
Meshur Ingiliz yazan Swift, Irlanda'daki bir seyahati sirasinda kucuk bir domuz cobanina rastlamis. 
Biraz konusunca cocugun zeki biri oldugunu anlamis ve onu yanina usak almis.
Bir gun yola cikacagi sirada ayakkabilarinin temizlenip silinmedigini goren Swift, usagini uyarmis. 
cocuk su cevabi vermis:
– Ne luzumu var efendim? Aksama nasil olsa yine kirlenecek degil mi?
Swift:
– oyle ya! deyip susmus.
On kilometrelik bir yol aldiklari sirada bir lokantanin onunde durmuslar. Usak:
– Yemek vakti daha gelmedi mi? Karnim acikti, diye sorunca Swift tasi gedigine koymus:
– Ne luzumu var? Aksama nasil olsa yine acikacagiz!

87–Verese
Bir adam, carsida uzerine saldiran bir kopegi oldurur. Olaya sahit olan ve hamiyet damarlari kabaran 
kimseler adamcagizi yaka paca kadi'nin huzuruna cikarirlar. Mahkemenin ici disi bir suru sikayetciyle 
ve bunlarin gurultusu ile dolar. Bu halden cani sikilan kadi gelenlere hiddetle bagirir:
– Yahu nedir bu kalabalik, bu samata? Maktulun veresesi (mirascilari) kimlerse onlar kalsin, digerleri 
cekilip gitsin!

88– Kuyruk acisi
Etrafta kabadayi gecinen biri dovme yaptirmaya heveslenmis, Arastirmis sorusturmus bir hamama gidip dov–meciyi bulmus:
– Fiyakali bir dovme yaptirmak istiyorum. Ne resimleri var?
–Yilan, balik, kartal basi, deniz kizi, aslan... 
– Bunlarin ea buyugu hangisi?
– Aslan. Ama acisina dayanmak zordur.
– Aci filan bana vizgelir. Haydi, goster marifetim!
Dovmeci, aslan resmini igneyle adamin vucuduna cizmeye baslamis. Koskoca aslan resmi kolay biter mi?...
 Kabadayi iki saat kadar aciya dayandiktan sonra:
– Yeter gayri, demis. Bu kadarindan da anlasiliyor aslan oldugu.
– Kuyruguna geldik, aga. Biraz daha dayanirsan bitecek. Artik dayanamayip dovmecinin onunden kalkan kabadayi bozuntusu:
–Yeter, yeter! diye bagirmis. Hic kuyruksuz aslan mi gormedik yani. Bu da kuyruksuz oluversin!

89– Zaten
Iki afacan kavga ediyorlardi. Birinin sonunda kafasi kizarak, otekine:
– Hih, dedi. Benim babam senin babani dover!
– Tabiξ dover. Babami annem bile dovuyor zaten...

90– Idam karariyla degil...
Komsu olan bir avukat ile bir doktor birbirleriyle hic ge–cinemiyorlardi. Surekli birbirlerini 
igneleyici konusmalar yaparlardi. Bir gun avukat:
– Haydi anlat bakalim doktor, musterileriniz yine oluyorlar mi?
– Evet, fakat idam karariyla degil...

91– Adres
Fikra bu ya; meleklerden biri obur dunyada bir Kayserili ile bir yahudiyi karsisina cagirarak:
– Bakin, demisler, "buradaki davranislariniz hosumuza gitti, sizi tekrar dunyaya gonderecegiz. 
Hatta size bir de dilekte bulunma hakkim taniyoruz. Ne istiyorsaniz, soyleyin bakalim.
Yahudi hemen atilmis:
– Bana bol para ihsan edin. Melek:
– Tamam, demis, "sen ne istiyorsun?" Kayserili cevap vermis:
– Ben mi? Bir sey istemem. Sadece su arkadasin adresini verin yeter, gerisini>bana birakin!

92– Bulbul kimin icin ottu
Eski zamanlarda iki koylu bir agacin altinda gol–gelenirlerken baslarinin ustundeki dallarda, bir bulbul otmus.
 Koylulerden biri:
– Bu kus benim icin otuyor, deyince oteki karsi cikmis.
– Hayir, benim icin otuyor!
"Senin icin, benim icin" derken is buyumus, sille tokat, tekme yumruk, sac bas dovusmusler. Is mahkemeye dusmus.
 Iki koyluyu "Kayserili Kadi" adindaki biri yargilayacakmis. Koylulerden biri durusmadan once Kadi'nin evine 
 giderek ona besili bir kaz hediye etmis. oteki de ayni sekilde davranarak bir hindi vermis. Ertesi 
 gun durusmaya cikarak davalarim anlatip Kadi'nin bir karara varmasini istemisler. Kadi kararini aciklamis:
– O bulbul, ne senin icin ottu, ne de senin... Benim icin ottu, benim...

93– Asker korkmaz.
Komutan ickiyi yasakladi ve sik sik hatirlanmasi icin duvara "Alkol oldurur" diye yazdirdi.
Ertesi sabah, bu yazinin altina muzip bir asker tarafindan bir cumle eklenmisti: "Asker olumden korkmaz."

94– Kayserili
Profesor, ogrencileriyle birlikte koguslari geziyormus. Bir ara yuzu oldukca solgun bir hastanin onunde durmus,
 ogrencilerden birine:
– Kolerali olan hasta bu mu? diye sormus. ogrencisinin cevap vermesine firsat kalmadan hasta yattigi yerden atilmis:
– Hayir doktor bey, ben kolerali molerali degilim. ozbeoz Kayseriliyim!

95– Olamam
Kayserilinin biri Amerika'ya gitmis. Yirmi yildan beri Amerika'da oturan hemserisini arayip bulmus. 
Biraz lafladiktan sonra sormus:
– Bunca yil burada ne is yapiyorsun?
– Geldigimden beri ayni fabrikada calisiyorum. Turkiye'den gelen kizmis:
– Yahu insan yirmi yildan beri calistigi fabrikanin sahibi olmaz mi? Sen ne bicim Kayserilisin?
– Olamam, olamam, bu fabrikanin sahibi olamam! 
– Niye?
– Fabrikanin sahibi de Kayserili de ondan...

96– Nesenin kaynagi
Neyzen Tevfik'e bir gun soyle sormuslar:
– Neyzen! calarken mi neselenirsin yoksa neseli oldugun zaman mi calarsin?
Neyzen, adi hirsiza cikmis bir adamin adini vererek cevaplamis:
– Ben o muyum ki, caldigim zaman neseleneyim...


97– Fasulye gibi vali
Secimlerin birinden hemen sonra siyasξ yonden merdiven kurmaya calisanlar cogalmisti. Bakan olur olmaz
 yegenim vali yapan birine Neyzen Tevfik soyle demis:
– Masaallah kardesinizin oglu tipki fasulyeye benziyor. Bakan:
– Neden boyle soyluyorsun Neyzen? Genc yasta vali oldu. Neyzen tasi gedigine koymus:
– Ben de onun icin soyluyorum zaten. Malϋm ya fasulye de bir siriga sarilarak buyur hep!

98– Yumurtanin tazesi bayati
Tanidiklarindan biri, yazdigi romanin musveddelerini Neyzen Tevfik'e gostererek, fikrini sorar: • Neyzen:
– Begenmedim. Musveddelerin yazari:
– Iyi ama siz hic roman yazmadiniz ki! deyince, Neyzen Tevfik su cevabi verir:
– Ben yumurtanin tazesini bayatini anliyorum ama hic yumurtlamadim ki!

99– Rica ediyorsa
Garson musteriye seslendi:
– Beyefendi, kariniz sizin telefona gelmenizi rica ediyor... Adam:
– Rica mi ediyor, o halde karim degildir.

100– Kim yazdi?
Edebiyat sinavinda ogretmen sormus:
– Hamlet'i kim yazdi?
– Ben yazmadim efendim, demis ogrenci.
ogretmen, o aksam davet edildigi bir yemekte bu olayi saginda oturana anlatmis. Adam:
– Gercekten o yazmamis mi? deyivermis.
ogretmenin cani sikilmis. Solunda oturana hem ogrencisinin, h°m saginda oturanin sozlerini aktarmis. Solundaki sormus:
– Yazan o degil miymis?
Adamcagizin busbutun cani sikilmis. Yemekten sonra evin hanimina olayi ve uc cevabi anlatmis. Kadin:
– Vah vah! demis. Demek, Hamlet'i kimin yazdigi anlasilmayacak!
ogretmen aliklasmis... Davetliler arasindaki bir Ingilize aldigi cevaplardan soz etmis:
– Dusununuz, demis, evin hanimi da bana "Demek, Hamlet'i kimin yazdigi anlasilmayacak" dedi.
Ingiliz biraz dusundukten sonra cevap vermis:
– Hanimin hakki var.

101– uzulmez olur muyum?
Kocasinin kafasinda semsiye kiran kadina mahkemede hβkim sordu:
– Kocanizin basinda semsiye kirdiginiz iddia ediliyor, dogru mu?
– Dogru efendim.
– Peki. Hic uzulmediniz mi?
– uzulmez olur muyum hβkim bey, diye cevap verdi kadin. Yenisini sordum. 150 lira dediler...

102– Yeni mudur
Yeni mudur hayvanat bahcesini geziyordu. Aslan kafesinin onune geldiginde, iki aslan birbirleri ile konusmaya basladilar.
– Iste yeni mudurumuz.
– Insaallah, eskisinden daha lezzetlidir!...

103– Yemekleri yakiyorsa...
Dogumhanenin kapisinin onunde uc baba adayi sabirsizlik icinde bekliyorlardi.
Derken hemsire kucaginda siyah tenli bir bebekle cikti. Baba adaylarindan biri hemen atilip.
– Amanin, amanin benim guzel de bebegime... diye sevmeye baslayinca hemsire sordu:
– Bu bebegin sizin oldugunu nerden biliyorsunuz?
– Bilirim bilirim, bizim hanim pisirdigi yemekleri hep yakar. Bunu da o dogurmustur.

104– O kadar yatak yok
Bir Ispanyol asilzadesi, gece karanliginda Fransa'da bir hanin kapisini calmisti. Pencereden basim uzatan han sahibi:
– Kimsiniz? diye sordu:
– Grigorio del Amaldo de Monte Carpo de Santa Cruce de Palamado de Quirina del Agnoso de Montesquieu.
Hanci soylenen isimleri bir bir dinledikten sonra hemen:
– O kadar adami misafir edecek kadar yatagim yok, diyerek pencereyi indirdi.

105– Islamin sarti kac?
Osman Cemal Kaygili yaziyor:
1924 yili. Yunanistan'daki Turkler Turkiye'ye, Turkiye'deki Rumlar da Yunanistan'a gidecek.
 Yunanistan'dan gelecek Turklerin yerlerini, durumlarini, sayilarini ogrenmek uzere Yunanistan'a
 bir kurul gonderiliyor.
Kurul, Yunanistan'da Turklerin cok bulundugu bolgeleri gezerken Goloz'a geliyor.
Goloz, Musluman cingenelerin toplandigi yer. cogu Rumca konusuyor. Bilenler de Turkce'yi cat pat
 konusabiliyorlar. Daha o zaman hepsinin baslarinda sapka var.
Kurul, hep Rumca konusan, sapkali adamlari gorunce sasiriyor. Bir kahveye giriyorlar.
– Bize burada Turkler oturur dediler. Hani nerede Turkler? diye etrafindakilere sorunca, onlar da:
– Biz Turkuz, Muslumaniz, diyorlar.
– Turkiye'ye gitmek ister misiniz?
– Tabii... Istemez olur muyuz? Elbette.
– Ama biz sizin Turklugunuzden de, Muslumanliginizdan da bir sey anlamadik. Turkce konusamiyorsunuz.
 Basinizda da sapka var.
Kahvedekiler hep birden karsi koyuyorlar:
– Hayir, Muslumaniz elhamdulillah... Bunun uzerine kurul baskani:
– Mademki Muslumansiniz, soyleyin bakayim, diyor. Islamin sarti kactir?
Kahvedekiler saskin saskin birbirlerine bakiyorlar. Kendisine sorulan adam, yanindakine Rumca:
– Titapo (ne kadar diyeyim)? diye soruyor. O da:
– Pesta ikaton (on tane de), diyor, adam:
– On, diyor. Baskan:
– Olmadi, siz Musluman degilsiniz, diyor. On sarti az buldugunu sanan biri:
– Ben biliyorum, Islamin sarti yirmi!... diye bagiriyor. Artik is pazarliga dokuluyor.
– Yirmi bes!
– Otuz! 
– Kirk!...
Elliye kadar cikiyorlar. Bir turlu, karsilarindaki adama begendiremiyorlar.
Kahvede oturan bir Arnavut da deminden beri bu olanlari dinler dururmus. O da hayatindan memnun olmadigi icin, 
Turkiye'ye gider, belki durumumu duzeltirim diye birden artiriyor:
– More ben biliyorum, diye bagiriyor. Islamin sarti yuz!... Baskan ona da:
– Olmadi, deyince Arnavut'un cani sikiliyor. Kahveden cikinca, dogru bir hocanin evine gidiyor:
– More hoca... cabuk soyle, diyor, Islamin sarti kac? Hoca:
– Islamin sarti bestir, der demez, Arnavut hirsindan kipkirmizi olmus bagiriyor:
– Git isine be!... Ben herife yuz dedim de yine begenmedi!

106– Kanaat-nasihat
sehir disinda gocebe halde yasayan Arap kabilelerinden birisi sam sehrine gelmisti. Kabile mensubu bilge
 bir kisi sokakta giderken acliktan sikayet ederek sadaka isteyen bir fakire rastladi. Pesinden ayrilmayip
  kendisini rahatsiz eden bu dilenciye:
– Kanaat tukenmez bir hazinedir, diye nasihat verdi. Kurnaz dilenci onun bu sozune su karsiligi verdi:
– Evet oyledir. Fakat yiyip ictikten ve yatacak yer bulduktan sonra, ben de senin gibi bu sozu tekrarlayabilirim.

107– Karisan kulahlar...
Olay Osmanli doneminde geciyor...
Adamin biri sikismis, borclarini odeyemiyor. Ne yapacagini sasirmis...
Bazi ahbaplari careler onermisler:
– Ayasofya'nin top kandili altinda kirk sabah namaz kilarsan borcundan kurtulursun, demisler.
O da ertesi sabah Ayasofya'ya kosmus... Otuz dokuz sabah, hic aksatmadan namazini kilmis...
Kirkinci sabah da, daha ortalik karanlikken giderken, karsidan gelen birine carpmis. Basindan kulahi dusmus.
Karanlikta egilip almis, Ayasofyanin top kandilinin altina gidip namazini karanlikta kilmis. Namazi bitince
 oturup Tanri'nm kendisini borclardan kurtarmasini beklemeye baslamis.
Camiden cikanlar yanina ugrar, para birakir giderlermis. onunde epeyce para toplanmis.
Bu esnada caminin bas kayyumu yanina gelmis:
– Kardesim, demis, paralari al da git. Allah imanini kabul etsin. Yalniz, sunnet olmadan once basligini degistir.
 Muslumanlarin giydigi kavukla sariktan al...
Bu sozlerden bir sey anlamayan adam, elini basina goturmus. Bir de bakmis, basinda bir papaz kulahi... 
Yolda carpistigi adam papazmis, karanlikta kulahlari degismisler. Camiden cikanlar da papazin Musluman 
olup namaz kildigini zannetmisler, keselerine davranip "sunnet akcesi" vermisler.
Bizim ki ellerine goge kaldirarak:
– Tanrim, demis, buna da sukur... Veriyorsun... Veriyorsun ama, adamin basina papaz kulahini da giydiriyorsun!...

108– Jimnastik
Adam uzun uzun yerde idman yapan karisini seyretti, sonra dayanamadi ve:
– Vucudunu guzellestirecek idman yapmayi birak da, biraz da huyunu guzellestirecek idman yap, daha iyi olur!

109– Faiz oranlari
Borclarinin coklugundan birbirine yakinan iki arkadas konusuyorlardi:
– O tefeciden hic para alma, kisin % 50, yazin ise % 60 faiz istiyor.
– Neden yazin % 60 istiyor.
– Gunler uzun oldugu icinmis...

110– Zavalli
Adamin biri, yol kenarinda oturup dilenen koru, gazete okurken gorunce kuplere bindi:
– Bu ne hal boyle? Hem gozum gormuyor diyorsun, hem de gazete okuyorsun.
Kor, gazeteden yavasca basini kaldirdi:
– Yaniliyorsunuz efendim. Ben gazete okumuyorum. Sadece resimlerine bakiyorum...

111– Sermayesine satis!
Hirsizin biri caldigi elbiseyi satmak icin gittigi pazarda, nasil olduysa bir baskasina caldirdi.
 Aksamleyin eve dondugunde karisi, elbiseyi kaca sattigini sordu.
Acemi hirsiz guldu:
– Kaca olacak? Sermayesine.

112– Ona da mi pasaport?
Londra havaalaninda alti yamyam, yanlarinda bir beyaz adamla gumrukten geciyorlardi. Polis pasaportlarini 
istedi. Uzattilar. Alti pasaport incelemesini bitiren memur:
– Iyi ama, siz yedi yolcusunuz. Nerede yedinci yolcunun pasaportu?
Yamyamlar saskin birbirlerine baktilar:
– Nerde yedinci yolcu? Hangi yedinci yolcu?
Memur, yanlarindaki beyaz adami gosterince daha da cok sasirdilar:
– Yanimiza yolluk olarak aldigimiz yiyecege de pasaport cikarilmasi gerektigim bilmiyorduk, derler.

113– Tukuruk
Adamin biri tek basina durdugu gisenin onunde tiren bileti istemis. Satici "siraya gir" demis. Adam bakmis,
 kendisinden baska kimse yok. Tekrar istemis ve ayni karsiligi almis:
– Siraya gir!
Dayanamayip saticinin suratina tukurmus. Satici kizarak:
– Neden, nasil yaparsin bunu bana! deyince, adam istifini bozmadan:
– Valla ben tukurmedim, arkamdaki adam tukurdu, demis.

114– Ters yon
Adamin biri otobana ters yonden girmis, dinlemekte oldugu radyodan bir anons:
"Dikkat bir araba filan otobana ters girmis!" diye uyariyor. Adam kizarak:
– Yahu ne bir arabasi; baksana hepsi ters geliyor.

115– Kirmizi isik
Polis kirmizi isikta gecen arabayi durdurarak:
– Gormedin mi? Kirmizi isik yaniyordu, demis. Surucu:
– Valla kirmiziyi gordum de, sizi gormedim.

116–Elma ye
Kurt'un birisi karisiyla Istanbul'a gitmis. cicekcinin onunden gecerlerken kadin,
– Ne guzel, sunlardan bir tane alalim, demis. Adam terslemis:
– N'apacan cicegi, elma aliyim de ye.

117– Isot
Urfa sehrimiz acili kebaplariyla meshurdur malum. Bir gun Urfa'ya dusman girdi diye bir haber yayilmis,
 kimsenin kili kipirdamamis. Ancak "Dusman isot tarlalarindan geciyor" denilince butun Urfa ayaklanmis.
118– Siz yaptiniz
Bir Nazi subayi, Paris'teki dunya fuarinda sergilenen Gu–ernica tablosunu asaglayici bir eda ile Picasso'ya
 gostererek sorar:
– Bunu siz mi yaptiniz? Picasso:
– Hayir. Siz yaptiniz, der.

119– Fikra dernegi
Adamin biri, arkadasini uyesi oldugu bir fikra dernegine goturur. Iceriye girdikten hemen sonra cesitli
 masalarda oturan gruplar; 313 sayisi soylendigi anda gulerler. Diger bir grup 15 sayisi soylendiginde 
 derhal yuksek kahkaha atarlar.
Arkadasi:
– Nicin bunlar bir sayi soylendigi zaman bazen az bazen de cok guluyorlar?
– Bizim dernekte birbirlerine o kadar cok fikra anlatmislardir ki fikralara numara verilmesi zorunlulugu
 dogmustur. Artik fikra anlatmak yerine kod numarasini soylerler, uyeler de bu fikrayi hatirlayip gulerler.

120– Sira
Iki kadin konusurken dillerinden bal akar sanki...
Biri sordu:
– Neredeydin bu sabah? oteki:
– Guzellik salonundaydim. Beriki dik-dik bakarak:
– Haaa! Daha siran gelmeden ayrildin demek!...

121– Balonda...
Bir bilgisiyar donanim uzmani balonla gezmeye cikmis; ama kaybolmus. Ruzgara kapilip, gunlerce ac, 
susuz olarak denizleri ve colleri asmis. Sonunda bitkin bir durumda cevreyi gozlerken birden, yerde 
golf oynayan birisini gormus. Ne yapmis, ne etmis balonu alcaltmayi basarip golf oynayan adama seslenmis:
– Neredeyim? Yerdeki cevaplamis:
– Balonda...
– Hayir, demis donanima; yani, dunyanin neresindeyim?
Cevap gelmis:
– 23 derece 43 dakika dogu, 65 derece 4 dakika kuzeydesiniz.
Donanimci sinirlenmis:
– Siz yazilimci misiniz?
– Evet! demis yerdeki; Nereden anladiniz?
– Soyledikleriniz cok dogru ama bir b...ka yaramiyor!

122– care
Luks bir lokantada musterilerden biri, yedigi mukemmel yemekten sonra sef garsonu cagirip, uzgun bir tavirla soyle
dedi:
– cok muteessirim, fakat yanima para almadigim icin,
hesabi odeyemeyecegim.
– Ne ziyani var efendim, dedi sef garson. Adinizi su kar–siki duvara yazariz, bir daha sefere gelisinizde
 hesabi odeyince de sileriz.
– Aman, nasil olur? Herkes adimi gorur sonra, rezil olurum.
– Ne munasebet beyefendi. Kimse gormez. cunku nasil olsa paltonuzu adinizin uzerine asacagiz.

123– Uygun memuriyet
Odaci, muduru selamlayip musaade istedikten sonra:
– Efendim, memuriyet isteyenler icinde bir de sagir var.
– oyle mi? cok iyi, yarin gelip ise baslasin.
– Ama efendim, sagir birinin gorevi ne olacak?
– Ne mi olacak? sikayet burosuna memur...

124– Sinekler
Biriktirdigi parayla guzel bir yaz tatili gecirmek istedi. ciftlik hayati yasamak icin bir ciftlik evini 
pansiyon olarak tuttu. Tasindiginin ikinci gunu, aksam ustu ev sahibi ile otururken ensesine bir tokat indi. 
Adamcagiz irkilerek ev sahibine:
– Hani, burada hic sivrisinek bulunmadigin soylemistiniz? Ev sahibi hic istifini bozmadi:
– Tabii oyledir, bu sinekler bizim ciftligin degil ki, komsu ciftligin sinekleri...

125– Aci gercek
Macaristan'da bolge sorumlusu Sovyet mali bir suni gubreyi ove ove bitiremiyordu.
– Dusunun bir kere, dedi. Bir donumluk tarla icin yeterli suni gubre pantalonun bir cebine bile sigabiliyor.
Dinleyen koylulerden biri lafa karisti:
– Dogru ben denedim, bu tarladan alinan urun de oteki cebe pekala rahatlikla sigabiliyor.

126– Kacirma
Kayserili biri, zengin bir kadinin koskunun onunden geciyordu. Iri bir kurt kopeginin fena halde hirladigini
 gorerek adimlarini siklastirdi. Kopek, bir ara bahce kapisini atlayarak disari firladi. Adamcagiz bunu gorunce 
 korkudan tabana kuvvet kacmaya basladi. Onun kactigini goren kopek hiriltilar ve havlamalarla pesine takildi.
  Yetistikce pacalarina saldiriyor, bacaklarini dislemeye calisiyordu.
Tam bu sirada koskun yasli Kayserili sahibesi kapidan cikarak avaz avaz bagirmaya basladi:
–Yetisin polis yok mu?... Herif kopegimi kaciriyor.

127– Yardim
Arslanin biri yaralanmis. Bir agac altina oturup yarasini yalarken yanina bir tilki sokulmus:
– Aman arslan baba demis, gecmis olsun. Agir yaralandigini duydum da kosup imdadina geldim. Ceylan istiyorsan
 yakalayip getireyim, dusmanlarin varsa kirip gecireyim. Sen sag ol da sadece emret.
Arslan biyik altindan gulumseyerek:
– Tesekkur ederim. Benim yaram herhalde gececek ve ben bu yaradan olmeyecegim ama, senin su sozlerin yok mu, 
iste asil o beni oldurecek.

128– Kalite
Kuslara merakli kekemenin birisi kuscu dukkanina girdi. Rengarenk papaganlara uzun uzun baktiktan sonra:
– Lu lu lut fe feen bi bur pa pa pa gaan iss iss ti yoo yo
rum, dedi.
Dukkan sahibi, adami kolundan tuttugu gibi kapiya
dogru suruklemeye basladi.
– cok rica ederim, bir an once terkedin burayi. .Yoksa mallarimin hepsini bozacaksin.

129– Kefenin cebi
Zengin biri olumune yakin, bir doktor, biri papaz, digeri avukat uc yakin arkadasini cagirmis yanina. 
Bir ricada bulunmus:
– 300 bin dolarlik tasarrufum var, bunu yanimda oteki dunyaya goturmek istiyorum. Ama kimseye de guvenemiyorum.
 Size simdi 100 er bin dolar verecegim. Ne olur, bu paralari ben gomulurken kefenimin ic cebine koyuverin...
Adam olmus... uc arkadas verdikleri sozu yerine getirmisler. Bir sure sonra doktur vicdan azabina yakalanmis.
 Diger iki arkadasini cagirarak onlara itirafta bulunmus.
– Hastanenin cok acil ihtiyaci vardi, demis, onun icin 100 bin dolarin 20 bin dolarini hastaneye sarfettim,
 kefene 80 bin koydum...
Papaz:
– Maalesef ben de ayni gunahi isledim, demis, parasinin yarisini kilisenin insaatina ayirdim. Kefenim cebine
 50 bin dolar koydum...
Avukat:
– Ben sozumu aynen yerine getirdim, demis. Kefenin cebine 100 bin dolarlik cek koydum...

130– Golf
Gemi batinca, uc kisi denizin ortasinda gunlerce salda kalmislar. Canlari sikilimis. Biri bir teklif atmis ortaya:
– Vakit gecirmek icin golf oynayalim, demis. "Bir sopa, bir top, bir delik yeter. Alin su bastonumu. Iste sopa benden..."
oteki cebinden bir ceviz cikarmis:
– Tamam. Alin su cevizi. Top da benden.
uctncu ayaga firlayip bagirmis:
– Ben oynamiyorum arkadaslar... Bilmem anlatabildim mi?

131– Bu ne sicak
Sonradan gormenin biri, yeni aldigi cok pahali yuzugu parmagina takip arkadas toplantisina gitmisti. Ne var ki,
 saatler gectigi halde arkadaslari yuzugu farketmemislerdi. Bir ara ev sahibesi:
– Burasi cok sicak oldu galiba, dedi. "Ne dersiniz? Bir pencere acalim mi?"
Bizim ki hemen atildi:
– Ah cok iyi olur. Beni de su yuzuk nasil terletti, bilemezsiniz.

132– usuyor...
Bir gun bir kutup ayisiyla oglu sohbet ediyorlarmis. cocuk sormus:
– Baba senin baban da kutup ayisi miydi?
– Evet oglum oyleydi.
– Peki onun babasi?
– Evet o da kutup ayisiydi
Baba ayi bir yandan da iskilleniyo ne is diye? cocuk sormaya devam ediyor.
– Peki onun babasinin babasi?
– Evet o da oyleydi.
– Peki annemin babasi?
– Evet oyleydi oglum...
– Onun babasinin babasi?...
– Evet ne niye bu sorulari soruyosun?
– usuyom baba ya usuyorum...

133– Artmayan sey
Adamin biri karisina surekli yasim soruyormus. En sonunda kadin dayanamamis, bagirmis:
– Yetti artik be, demis. Durmadan yasimi soruyorsun.
Adam ezile buzule:
– Sevgili karicigim, goruyorsun her gun her sey artiyor. Bir artmayan senin yasin kaldi. Artmayan bir seyin
 bulunmasi beni sevindiriyor da, onun icin soruyorum...

134– Akilli satici
Yasli kadin pazara cikti. Mevsim sebzelerinden caninin cektigini aldi doldurdu filesine. Havuc, taze sogan,
 yesil salata, biraz turfanda domates, limon... Birden gozu balikciya takildi. cok taze gorunmeyen palamutlar 
 yatiyordu tezgβhta... Cani pilβki cekti ve yanasti balikciya:
– Baliklarin taze mi oglum? diye sordu. Balikci, eline aldigi bir baligi kaldirarak:
– Senin kadar hanim abla, dedi.
– Iyi, dedi yasli kadin; ver oyleyse bir tane.

135– Zart zurt Mozart
Bir Turk Amerikaya gezmeye gitmis. Sokakta dolasirken tuvaleti gelir. Kostura kostura umumi bir tuvalet bulur.
 Kendini bir an once iceri atmak ister fakat kapidaki adam 25 cent ister. Bizimki sikisa sikisa 25 centi verir,
  iceri dalar. Zart zurt... Sesli sesli isini yaparken yandan "yavas be adam" diye bir ses gelir. Megerse yandaki
   kabinde isini goren de bir Turkmus. Isini bitirip disari ciktiktan sonra yandakiyle karsilasir ve lafi yapistirir:
– Be adam 25 cente Mozart'i mi yoksa sopen'i mi dinleyecegini saniyordun?

136– Yenisi
Hayvanat bahcesindeki maymunlardan biri olmustu. Mudur vekili, seyahatte bulunan mudure su telgrafi cekti:
– Maymunlardan biri oldu, yerine yenisini koyabilmek icin sizi bekliyoruz.

137– ciplak ayak
Dunyaca unlu bir Italyan ayakkabi firmasi, mallarina pazar bulmalari icin iki pazarlama uzmanini Afrikaya gonderdi. Bir kac gun sonra uzmanlardan birinden soyle bir telgraf geldi:
– Burada satis imkβnsiz. cunku herkes ciplak ayakla geziyor...
Diger pazarlama uzmani ise su telgrafi cekmisti:
– Burada herkes ciplak ayakla gezdigi icin milyonlarca ayakkabi pazarlayabiliriz.

138– Isimi bilirim
Beceriksiz bir berber, bir adami tras ediyordu. Berber bir ara ustura ile gerdan kisminda calisirken, musterinin
 fena halde cani yandi. Adam aci ve hiddet dolu bir sesle bagirdi:
– Bu nasil tras?! Usturayi biraz yatik tutsana... Girtlagimi kestin be...
Piskin berber, azarlayici bir ciddiyetle cevap verdi:
– Haydi sus bakayim... Yalanin bu kadari da olmaz. Ben isimi bilirim. Hic girtlagi kesilen adam konusabilir mi?

139– Kose kalmak evla
Munasebetsiz ve uluorta konusmalariyla bilinen kizil sakalli bir adam, bir gun parkta gezinirken gordugun kose
 bir bahcivanla alay etmeye kalkisir:
– Ne o sakal dagitilirken yetisemedin mi? Kose bahcivanin cevabi zekicedir:
– Efendim, Allah sakal dagitirken ben gec kalmisim. Benden once gelenler, begendiklerini alip alip gitmisler.
 Ortada kala kala bir kizil sakal kalmisti. Dusundum, tasindim, kizil sakalli olmaktansa kose kalayim daha olur dedim.

140– ogut
Buyuk bir is adami ogluna ogut veriyordu:
– Oglum... Is hayatinda muvaffak olmak istiyorsan, iki kaideye daima riayet edeceksin...
– Neymis onlar baba?
– Birincisi serefli olmak... ikincisi de ihtiyatli olmak.
– serefli olmak nedir baba?
– Daima, basina felβket gelecegini bilsen bile, verdigin sozden asla donmemek.
– Anladim... Peki ya ihtiyatli nasil olunur baba?
– O da hayatta asla soz vermemektir...

141– Iyi dostmus!...
olmek uzere olan bir adam, hem arkadasi, hem de ortagi olan zati basucuna cagirmisti:
– Dinle beni, birazdan olecegim. Senden af dilemek istiyorum. On sene once kasadan eksilen bes bin lirayi 
hatirliyorsun tabii. O parayi ben almistim!...
– Biliyorum!...
– Magazamizdaki yangini da hatirliyorsundur. Sigorta sirketinin odedigi zarar, ziyan sana soyledigimden cok 
fazlaydi. Aradaki farki kendime alakoymustum.
– Biliyorum!...
– Ne iyisin, dostum. Bir sey daha var. coktandir karin...
– Biliyorum.
– Sen meger hakiki bir dostmussun. Bana kizmadin ya. Nasilsa oluyorum, bana hakikati soyleyebilirsin.
– Bos yere uzulme. Sana neden kizayim? Butun bunlar yuzunden seni zehirleyen ben degil miyim?

142– Neden?
Kucuk kiz, annesinin uzerine sicradi. Karnina cikti, kucucuk ayaklariyla tepinmeye basladi. Kadin hamile idi:
– Dur yavrum, dedi. Kucuk kardesinin canini acitirsin. Afacan kiz, parlak gozlerim annesine dikerek sordu:
– O, iyi, uslu bir cocuk degil mi, anne?
– Evet yavrum...
– O halde, onu nicin yedin?

143– O kizimi doverse
Kocasindan dayak yiyen kadincagiz, aglayarak gelip babasina sikayet eder. Babasi da fena halde kizarak, 
kizina siddetli bir tokat atar ve:
– Git o kocan olacak herife soyle, o benim kizimi doverse iste ben de onun karisini doverim, der.

144– Digerleri nerede?
Kucuk afacan annesine yaklasarak onu eteginden cekti ve:
– Annecigim, dedi. Benim oteki kardeslerim nerede? Anne hayretle cocuguna bakti:
– Hangi kardeslerin oglum? Sen bizim biricik co–cugumuzsun.
– Ben de oyle biliyorum ama, babam hep aYinen seni dogururken, ben de dokuz dogurdum, diyor da...

145– Insallah karicigim
Iyi anlasamayan kari koca birgun yine munakasaya tutusmuslardi. Kadin bir ara:
– Herif, herif!... Sen benim iyiliklerimi odemek icin omuzlarinda tasimalisin beni. deyince kocasi:
– Insaallah karicigim. Allah o gunleri de gosterir bir gun, der. . '

146– Gulmus...
Kucuk afacan, aglaya aglaya annesinin yanina geldi.
– Ne oldu oglum, niye agliyorsun?
– Babam cekici eline vurdu.
– Iyi, ama sen niye agliyorsun buna?
– Ben de gulmustum de!...

147– Derhal
Adamin biri, an yetistiren bir ciftciye gelerek sikayette bulundu:
– Arabamla buradan gecerken, arilarinizdan biri beni soktu. Kaza yapabilirdim...
– Siz bana derhal sucluyu gosterin beyefendi. Elinden ucus iznini aldim mi gorur o!...

148– Koylu ve prens
Bir prens kendi bolgesinde bir koyu geziyordu. Koylunun birine neden eseklerin boynuna cingirak astigini sordu.
– Esek yurumeyip durursa cingiraktan ses gelmez ve ben de esegin yurumedigini anlarim.
– Peki ya esek yurumeyip de basini iki yana sallayarak seni aldatmaya kalkarsa...
– Aman efendim neler soyluyorsunuz? Nerede simdi sizin gibi zeki esekler...

149– Iyi mi bari?
Yasli kadin, giseden bilet alirken sordu:
– Filmin konusu ne acaba?
– Bir doktor efendim.
– Bu kadar para aldiginiza gore, iyi bir doktor mu bari?

150– Kanguru
Avustralya'yi ziyaret eden Amerikali bir turist bir Avustralyaliya sorar:
– Nedir bunlar? –okuz...
– Peki ya sunlar?
– Koyun...
– Ya vah... vah... Oysa bizde okuzler bunlardan en az iki misli... Koyunlar da uc misli olurlar.
Amerikali birden sustu... Karsidaki kanguruyu isaret ederek sordu.
– Kuzum bu hayvanin adi nedir? Avustralyali kayitsiz cevap verdi:
– Ha... O mu? cekirge...


belly dance video, belly dance photographies